Mekteb-i Hukuk’tan Bir Garib’in Müdafaası

Durun!

Size, ‘iki üç’ kelam etmeme müsaade edi­niz. Ey ‘yaşamın içinde gezen; nefes alıp; gözlerinle şu satırları okuyan ahi’! Ey İnsan’ın ‘erkek’ olanı! Ey ‘Kadın’ı Erkeğe ‘katılıp’ kadın olan; toplumun cevheri kar­deşim! Mekteb-i Hukuk’un bir garibi olarak ‘beyân’ edeceğim.

Günümüz, bir ortaçağ olmaktadır. Cahiliye devrinin o ‘muazzam’(!) uygulamalarının renk değiştirip ‘önümüze sunulduğu’ bir zamandayız. Mefhumların, ıstılahların ‘darmadağın’ edilip; hevâsına göre konu­şan/yorumlar yapan/ ispat edemediği ‘terimlerini’ dermeyan eden ‘modern’ insanın ‘hünerlerinin’(!) üzerimizdeki bırak­tığı o ‘lanetten’ kurtulmak istiyoruz!

Evet! Modernliğin, çağdaşlığın; yani ‘zamanın içindeki değer yargılarının’ bağımlısı olan ‘insana’; (Kella/Hayır!) bu gidişin/bu yolun; gidiş değil! Ortalığı darmadağın ediyorsun! Kendine Gel! Allah’a Yönel! Zamansız doğruların bağımlısı ol, İbrahim(a.s.) gibi ‘kaybolup gidenleri’ sevme’ deyû beyan ediyoruz.

Allah’ın ‘insanı’ muazzam bir yaradılışta; halden hale geçirerek yarattığını/halk etti­ğini/mahlûkat yaptığını ‘ilim’ ile idrak ede­rek(1);

Bu yaşamın ‘manasını’ ve ‘hesabını’ yapan her ‘beşerin’; eninde sonunda Allah’a gi­dip-gitmeme ikileminde kalacağını ve Al­lah’ın yoluna girenlerin ‘kazanacağını’ ; O ‘çizgide’ gitmeyen her yaşamın hüsrana düşüşün sebebi olduğunu bilenler ola­rak(2);

İnsana ‘can-varoluş-mal-aile-kadın-çocuk-yaşam’ veren Allah’ın hayatın tüm alanında ‘hükümdar’ olduğunu ‘ilmen’-binlerce delille öğrenip; O ‘çizgide’ yaşamayı ‘huzur-mutluluk-sevgi-kurtuluş’ sebebi görenler olarak(3);

Din denen ‘ilahi sistemin’; hayatımızın ‘her alanında’ ahkâm dermeyan ettiğini bilerek; Allah’ın Kitabını-Kur’an’ı ve Resulullah’ın ‘kanunları-sünnetleri-emirleri’ doğrultu­sunda bir ‘yaşam’ sürmenin ‘gerçek-hakiki’ kurtuluş olduğunu bilenler olarak;(4)

İman’ın I) Allah’a II) Meleklerine III) Kitap­larına IV) Peygamberlerine V) O’na kavuşmaya VI) Öldükten sonra inanmaya/Ahrete iman etmek olduğunu bilenler olarak; (5)

İslam’ın I) Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmadan/Ulûhiyet ve Rububiyet’te ‘birleyerek’; Allah’a ‘kulluk-abd’ etmek olduğunu; II) Farz olan namazı dosdoğru kılmak olduğunu III) Zekatı vermek olduğunu IV) O yaradılış tiyatrosu Hacc’ı yapmak olduğunu; V) Ramazan’da ‘orucu’ tutmak olduğunu ‘ilim’ ile; ‘delil’ ile idrak edenler olarak;(6)*

Tüm Dünyaya! Tüm Türkiye’ye! Tüm İstanbul’a haykırıyoruz!

İlim, kesin ‘delil’ ile sabit olan bilgidir. Yaşamın manası da; eşyanın hakikati de; haberlerin sahihliği de; hareketlerin ‘doğruluğu’ da; hatta benliğinin ‘zamanı’ kayıt edişi de; ‘bu kesin delile’ bağlanmakta! Delil’e! Yani, ‘işaret’ olana! Sana ‘gerçeği’ gösterene! Ey ‘insanlık’; sizin ‘deliliniz’ nerede? Nereye gidiyorsunuz? Bu gidişiniz nereye?

 A] İNSANIN MARUZ KALDIĞI ‘HARİCİ’ ETKENLER
Ey sevgili dostum! Ana rahminden çıkarak; o korunmuş, sarılmış; merhametli yerden ‘dışarıya’ çıkan insanoğlunun yine; kendisini kucaklayan(rahima) ‘toprağa’ gireceği ana kadar bin bir türlü ‘hareket’ sergilemektedir! İşte, tam da bu ‘soyutlamanın’ delalet ettiği gibi ‘bu hareketler’ bizim inceleme konumuzdur.

Ey Dostum! Modern insana ‘dil’ uzatmadan edemem. Ne geldi ise başımıza, ‘ilahiden-o yüceler yücesi’ sistemden uzaklaşmaktan geldi. İlkokul’a kadar ve daha sonrasında ‘tertemiz bilinçlerimize’ enjekte edilen ‘bilgiler-bilinçaltına uygun mahfuz ideolojiler- yaşam tarzı’nın sunulduğu; (1)

Ortaokul; Lise derken; aklımızı ‘karıştıran’; ellerimizden ‘ilahi’yi alan, yerine ‘sınırsız-hudutsuz philosophia’yı veren; modernleşme, karma eğitim, başörtüsü gibi ‘lafızların’ işaret ettiği çıkmazda ‘benlikleri’ garipleştiren bir sistemin var olduğu(2);

Üniversitede ‘siyasi bir söylem söylemenin esiri olmaktan korkan; dinini, davasını savunmayı unutan flu bir gençliğin olduğu; (3)

Sistemin ‘kitlediği’, ‘baş-örtüsü’ lafzının tüm tesettür kelamını ‘başa’ indirgemesinin olduğu; karma eğitimin feshedilmesi gerektiğini söylemenin ‘delilik’ addedildiği(4);

Bir ‘zaman’da yaşamaktayız!

Ey Sevgili Kardeşlerim! Kendimize ‘gelmemizin’ zamanı gelmedi mi? Tefekkür ederek; fikrimizi ‘ilime’ bağlamanın; ilim kaynağı olarak Allah ve Resulullah’ı seçmenin zamanı gelmedi mi?

Ellerinizden [Elif Şafak’ı, Cinayet Romanlarını, Popüler Romanları, Bestseller Amerikan Kitaplarını, Popüler Tasavvuf kitaplarını] atıp; o ‘muazzam’ ellerinize sadece ve sadece Kur-an’ı ve Sünneti ve bu kaynakları ‘ehl-i din’ metodu ile anlatan kitapları almanızın vakti gelmedi mi?

Kulaklarınızdan, pop şarkıcılarını-Keremcem’i-Serdar Ortaç’ı-rock soslu ilahi yapan grupları- Daha nice ‘çalgı aletleri ile müzik yapanları’ silip atıp; o güzel kulaklarınızla Kabe İmamlarından duyduğunuz ‘ayetlerin’ o muazzam ezgisine-manasına dalıp gözlerinizin her gün yaşlanmasının vakti gelmedi mi?

Ey Başörtülü(!) Bacım! Suratındaki makyajı silip, o dar pantolonunu ‘bol eteğe’ çevirip; ilgi çekmeyecek sadelikte giyinip; erkeklerle ‘zorunluluk’ dışı tek laf etmeyi günah görmenin vakti gelmedi mi?

Ey Karma eğitimin içinde, ‘kadın-erkek’ bir arada; sohbetler ede ede ‘sosyalleşmiş’ Müslüman bacım!

Senin oradan uzaklaşıp; huzura, mutluluğa, Rabbine en yakın olduğun ‘yere’ hicret etmenin vakti gelmedi mi?

ALLAH’A VE PEYGAMBER’E İTAAT EDEN BİR BEDEVİ gibi olmanın vakti gelmedi mi?

Ey Tesettür lafzının delalet ettiği ‘setr’ kavramının ‘örtünmek’-gizlenmek olduğunu bilen, Hicap mefhumunun, (hacebe) perdelemek, gizlemek olduğunu bilerek KADININ TESETTÜRLÜ VE HİCAPLI olması gerektiğini ‘şu satırlarla’ öğrenen kardeşim! Ne bekliyoruz!

Ey Namaz’ında huşu duyamayan, ayetleri ezberlemeyen; hadislere göre yaşamayan ‘kitleler’!

 Ey ‘Modernizmin’ içinde ifrat ile tefrit arasında dolanan Müslüman Kardeşlerim! Ey kendisini adamaya ‘çalışan’, o ‘yolda’ olan ‘masumane, dürüst-garip’ kardeşlerim!

Uzatın yüreklerinizi…

Bırakalım zamanı israf etmeyi, bırakalım ‘Kuransız geçen vakitleri’; Kalkalım Allah anılmayan meclislerden! Gidelim ‘huzurun içine’! Gidelim Peygamberin yoluna… Namazı kılan, Kuran ve Sünnet yolunda; Sahabe yolunda; Hz.Ömer, Ebubekir yolunda olmaya çalışalım! Erkeklerden uzak dursun kadınlar, tesettürün manasını anlasın ‘başörtülü’ kadınlar!

Kella, diyelim ‘kalabalıklara’! Kella! Ne zaman ‘olanı’ bırakıp da ‘olması gereken’i haykıracağız!

Ne zaman ‘beş vakit secdede daim’ olacağız?
Ne zaman tefekkür edeceğiz hayatı? Ne zaman ‘yanlışın’ içinde huzura-doğruya HİCRET EDECEĞİZ? NE ZAMAN?

O ‘zamanı’, ‘şimdi’ yapmak temennisi ile.

Es selamu aleykum! Allah’ın selamı üzerimize/üzerinize olsun! Peygambere salât ve selam olsun! Kuran ve Sünnet ‘rehberiniz–size gerçeği gösteren deliliniz’ olsun!

Mekteb-i Hukuk’tan bir garip!

[*Sahih-i Müslim; İman Bölümü; 7! Sahih-i Buhari, İman,37!]



avatar Yazar : Onur Güler

Mekteb-i Hukuk’tan Bir Garib’in Müdafaası Yazısı için Yorum Yapabilirsiniz