”Noel sözcüğünün kökeni Latince Natalis (doğum) kelimesidir.”1 Natalis kelimesi Fransızca’ya geçişinde Noël kelimesi olmuş ve Türkçe’ye Fransızca’dan geçmiştir. Noel kelimesinin kökeni ile ilgili çeşitli açıklamalar dile getirilmiştir. Bir diğer iddiaya göre Noel kelimesi, Galya dilinde (Keltçe) yeni anlamına gelen “noio” ile güneş manasına gelen “hel”in birleşmesiyle oluşmuştur ve “yeni güneş” anlamına gelmektedir. ”Günümüzde başta İngilizce konuşan coğrafya olmak üzere bazı batılı ülkelerde Noel anlamında kullanılan Christmas ve benzeri diğer kelimeler ise Yunanca Khristos (Mesih) ve Latince miss (yollanmış, gönderilmiş) kelimelerinin birleşmesinden oluşmuştur. “Yollanmış, gönderilmiş” kelimelerinin, Hz. İsa’nın Son Akşam Yemeği’ndeki son sözlerini sembolize ediyor olabileceği düşünülmektedir.”2
Noel, Hristiyanlık’ta Hz. İsa’nın doğum günü olarak kutlanır. Hristiyan kaynaklarında Hz. İsa’nın doğum gününe ilişkin farklı tarihler yer almaktadır. Hz. İsa’nın doğum tarihinin yıl olarak milattan önce dört ile altı yıl evvel olduğu, doğum günü olarak da Batı’da bulunan kiliseler 25 Aralık gününü doğum tarihi olarak kabul edip kutlarlarken, Doğu kiliseleri ise bu tarihi 6 Ocak olarak kabul etmektedir. Bu noktada Hristiyan dünyasında Hz. İsa’nın doğumuna dair bir birliğin olmadığını görmekteyiz.
Hz. İsa’nın doğum tarihindeki bu ihtilafların sebebi ise Meydan Larousse ‘Noel’ maddesinde şu şekilde açıklanmaktadır: Milattan önce güneşe tapan putperestler, tanrı saydıkları Güneş’in her gün biraz daha erken kendilerini terk etmesine üzülürlerdi. 25 Aralık’ta günler tekrar uzamaya başlayınca, Güneşin kendileri ile kalmaya razı olduğuna sevinerek kutlamalar yaparlardı. Bu kutlamalar sırasında dans ederler, içki içerler ve ışıklandırma yaparlardı. O günde hindi kesme, domuz başı, kaz kızartması yemeyi ve birbirlerine çeşitli hediyeler vermeyi gelenek haline getirmişlerdi. Ayrıca Güneşe tapan ve kurtarıcı tanrılarının kış başlangıcında doğduğuna inanan diğer putperest milletler de vardı. Bunlar da Julian takvimine göre kış başlangıcı olarak kabul edilen 25 Aralık’ta özel kutlama törenleri yaparlardı.
Yeni Rehber Ansiklopedisi’nde ise konuyla ilgili olarak şunlar anlatılır: O dönemde Hz. İsa’nın doğum günü kesin olarak bilinmediği için ilk Hıristiyanların Hz. İsa’nın doğumu için kutladıkları özel bir gün yoktu. Bu sırada Roma İmparatorluğunun her yerinde Güneşe ve putlara tapılıyordu. Roma İmparatoru Büyük Konstantin, putperest iken miladın 313 senesinde Hıristiyanlığı kabul etti. Putperestlikten birçok şeyleri (pazar gününün Pagan kültüründe kutsal gün olarak sayılması gibi) de Hıristiyanlığa soktu. Güneş tanrısının doğum günü kabul edilen 25 Aralık’ı yılbaşı kabul etti. Hz. İsa’nın kurtarıcı tanrı olduğuna inanan Hıristiyanlar da, Hz. İsa’nın 25 Aralık’ta doğduğunu kabul ettiler. Noel bayramı İmparator Büyük Konstantin’in saltanatının sonundan itibaren kutlanmaya başlanmıştır. Bu, İznik’te yapılan Birinci Konsül (325) tarihi ile örtüşmektedir. M.S. 354 yılında Papa Liberius, 24 Aralık’ı 25 Aralık’a bağlayan geceyi İsa’nın doğum günü yıldönümü olarak ilan etmiştir.
Yılbaşının ise Hristiyanlar açısından dini bakımdan hiçbir öneminin bulunmadığını görmekteyiz. Katolik dünyası 25 Aralık’ta kiliselerde ayin yaparken Doğu Kiliseleri sadece 6 Ocak’ta ayin yapmaktadırlar. Yılbaşında ise sadece eğlence içerikli geleneklerin yerine getirildiğini görmekteyiz.
Bu sebeple tarihi kaynaklar bizlere bugün tüm dünyaya çeşitli araçlarla pazarlanmaya çalışılan Hristiyan geleneklerinin eski Pagan geleneklerinden ne kadar bağımsız kalabildiğini göstermektedir. Bu noktada biz müslümanlara düşen bu bilgileri göz ardı etmemektir.
Ülkemizde ve yakın zamanda diğer müslüman topluluklarda yılbaşı ve Noel adetlerinin basın ve medya aracılığıyla var olduğunu görmekteyiz. Özellikle elit çevrelerin yılbaşı eğlenceleri basında geniş yer tutmaktadır. Bazı muhafazakar çevrelerin ise bu uygulamalara 31 Aralık günü iştirak ederek Noel’i bir bayram olarak değil de bir eğlence günü olarak kutladıklarını görmekteyiz. Fakat bu noktada şu soru akla gelmektedir: Bir Hristiyan geleneğinin bir hafta süren etkinliklerine sadece bir gün iştirak ederek savunmaya çekilmek hangi İslami akılla izah edilebilir? Kaldı ki Efendimiz (s.a.v.): “Kim bir kavme benzerse, o onlardandır” (Ebû Davud, H. no: 4031 ) buyurduğu halde biz İslam dünyası hala neyin savunmasını yapmaktayız? Ayrıca açık açık Yahudi ve Hristiyanlara benzemeyiniz rivayetinde bir çok sahih hadisin bulunduğunu bildiğimiz halde daha neyin açıklamasını yapmaktayız?
Bunun yanında her manada küreselleşmekte olan dünya sisteminde Noel’in ticari kaygılarla insanlığa pazarlandığını da göz ardı etmemek gerekmektedir. Günümüz küresel sistemi kapitalizm, mümkün olduğunca büyük bir tüketim ve israf toplumu ortaya çıkarmaktadır. ”Dünya üzerinde bir yılda tüm insanlığın ihtiyacından 2 kat fazla ürün elde edildiği halde bugün içinde bulunduğumuz açlık ve sefaleti” ne ile açıklayabiliriz? Elbette insanoğlunun bitmek bilmeyen oburluğuyla, açgözlülüğüyle ve yaratıldığından beri peşini bırakmayan kibriyle. Bu noktada kapitalizmin bu sefalette aslan payını kaptığını rahatlıkla dile getirebiliriz.
Buna binaen bazı Hristiyan çevreler de Noel’in dini öneminden çok, ticari bir hal almasından yakınmaktadırlar. Misâlen; 1930’lu yıllarda dönemin ABD başkanı Franklin D. Roosevelt’in Noel alışveriş mevsimini uzatmak, satışları arttırmak ve büyük bunalım sırasında duraklayan ekonomiyi canlandırmak için Şükran Günü’nün tarihini değiştirdi. Bu hareketi protesto etmek maksadıyla Hristıyanlığın dini liderleri 1931’de New York’ta toplanarak, gittikçe artan Noel’in ticarileşmesiyle ilgili tehlikelere dikkat çeken Noel vaazları verdiler. Gördüğümüz üzere bu vahşi kapitalizm gerektiğinde içinden çıktığı toplumun dini hassasiyetleriyle de rahatlıkla oynayabilmektedir.
Bu noktada biz insanlığa özellikle de kendini müslüman olarak ifade eden topluluklara düşen şey: İnsanoğlunun fıtratına dönmesine vesile olmaktır. Yani iyiye, güzele, faydalıya, erdemli olmaya insanoğlunu teşvik etmektir. Elbette eğlenmek insanın hakkıdır burada önemli olan ” eğlencenizin fıtratınıza uygun olması ve en önemlisi de sizi batıni duygulara itmemesidir”. İnsanoğlu ne zaman önce ”ben” dedi ve o gün kaybetti ve kaybetmeye de devam ediyor.
1-Oxford Dictionary of English 2e, Oxford University Press, 2003, “Noel” maddesi.
2-Oxford İngilizce Sözlük: Christmas, Christ, Mass.